Oh Yeah Baby

22 HAZİRAN PERŞEMBE

Blue Sky Complex 10
(Çeviri: Sebastian Düzenleme: Worless)

Okane ga Nai 15-Side Story
(Çeviri: Blondie Düzenleme: Willjace)

What Does the Fox Say 83
(Çeviri: Susano'o Düzenleme: Worless)

Innocent 65
(Çeviri: Susano'o Düzenleme: Shinkaron)

Omoi no Kakera Ekstra - Looking to Tomorrow
(Çeviri: Shinkaron Düzenleme: Willjace)

* Günceli buradan indirebilirsiniz.

 


20 HAZİRAN SALI


Merhabalar Değerli Takipçiler,

Ne yazacağımı düşünürken evdeki yemek ve temizlik maceramı anlatayım dedim. Torun sevgisi depreşen annem, bize tekmeyi basıp on beş günlük yolculuğa çıktı. Yolculuğa çıkmadan önce de başınızın çaresine bakın artık diye de fırçaladı bizi!

Baş tacımız olan annemi gönderdik torununun yanına. Babam ve ben birazcık(!) dağınık olduğumuzdan ve çok güzel(!) yemek yaptığımızdan bu on beş günlük süreci nasıl atlatacağımızın tartışmasını yaptık:)) Babam anime izleseydi belki taş, kağıt, makas oynayarak karar verirdik yemek ve temizlik işlerine. Ama ev işleri yapmanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu düşünen babam, kısa çöpü zorunlu olarak bana çektirdi! Gerçi on beş gün boyunca evde sultanlığını ilan edecekti kendince ama dağ gibi yığılan bulaşıkları, kirli balkonları, çamaşırları görünce temizlik yapmanın şart olduğunu kısa zamanda anladım.

Temizliğe başlamadan önce, yemek yapmak gibi daha büyük bir sorunun çözümlenmesi gerekiyordu. Annemin güzel yemeklerini yemeye alışmıştık. Annem gidince yemekten sorumlu kişi ilan ediliverdim birden. Üniversite zamanlarında az buçuk bir şeyler yapardım; ama okul bitip de eve geldiğimden beri tembelliğe iyice alışmıştım. Gerçi yemek yapmaya ne zaman heveslensem, mutfağı birbirine kattığım için sanırım, annem tarafından sindirildim hep. İnternetten de yararlanarak yemek denemelerine başladım. Sebzeli bulgur pilavı ve türlüyü çok severim. Bu yemekleri sevdiğim için işe bunlardan başladım. Mutfaktaki bulaşık yığınlarını halledip de tezgahta yer açmam birazcık(!) uzun sürdü. Neyse temizlik işim bitince buzdolabındaki ve kilerdeki malzemeleri tezgaha yığmaya başladım.

Birkaç tabak, bardak kırdım; tencerelerin ve bana gerekli malzemelerin nerede olduğunu öğrenmek için de annemi aradım. Mutfak krallığının hükümdarı bizi topraklarına sokmadığı için tencere gibi bir malzemeyi bulmak bile uğraştırdı beni! Bulgur pilavı ve türlü yapacağımı duyan annem, okkalı laflarla beni vazgeçirmeye çalıştı:)) Evi dağıtma, kirletme, bana iş çıkarma, ağız tadıyla tatilimi yapacağım diye yüksek sesle konuşması ve tatlı(!) sözleriyle kulaklarımın pasını gidermeye çalışmasını dikkate almadım tabii ki. Midemden gelen guruldama seslerinden sonra, annemle yaptığımız sohbeti bitirip işe koyuldum. Sebzeli bulgur pilavım için gerekli malzemeleri bir kaba doldurdum. İki tane yemeklik soğan, dört diş sarımsak, birer tane kabak ve patlıcan, üç tane acı yeşil biber aldım dolaptan.

Bütün malzemeleri doğrayıp rendeledikten sonra iş geldi pilavı pişirmeye. Kullanacağım yağ, tuz, salça, baharat gibi önemsiz(!) detayları bilmeden girişiverdim yemek yapımına. Yarım çay bardağı zeytinyağını ısıtıp içine soğan ve sarımsağı kattım sotelemek için. Normalde soğanların pembeleşmesi gerekiyor ama ateşin ayarını biraz fazla kaçırınca soğanlar pembe rengini kaybetmeye başladı. Ben de bir bardak soğuk suyu tencerenin içine katıp soğanları karıştırmaya devam ettim! Patlıcan, kabak gibi biraz daha geç pişen sebzeleri de sotenin içine attım. Eklediğim suyla beraber çorba gibi kaynatmaya devam ettim sebzeleri. Yeşil biberi, domatesi, iki su bardağı pilavlık bulguru da ekleyip karıştırdım tenceredeki malzemeleri. Burnuma yanık kokusu geliyordu sanki, bu koku tencereye su katmamı hatırlattı bana. Suyu, salçayı, tuzu da ekleyip biraz daha karıştırdım tenceredeki malzemeleri. Kapağı kapatıp pişmeye bıraktım yemeği.
Ocağın altını fazla yaktığımdan bahsetmiştim. Tenceredeki malzemeler suyunu çekmiş, biraz da yanık kokusu gelmişti burnuma. Amanın deyip de pişmiş aşa su katacaktım ki kendimi frenledim! Bu şekilde yiyecektik artık pilava benzetmeye çalıştığım malzemeyi. Neyse, pilavı dinlenmeye bıraktım. Buzdolabındaki lahana, marul, maydanozdan birkaç yaprak ve dal alıp onları kıydım. Ilıyan bulgur pilavını servis tabağına alıp üzerine kıyılmış sebzeleri de boca ettim. Pilavın tadı bana gayet güzel gelmişti de babamın tansiyonunu yükseltti birazcık:))

Tansiyon yüksekliği gibi olaylar olmasa daha da güzel olacaktı yaptığım pilav. Tansiyonunun yükselmesini istemeyen hükümdar babam, kendi atadı beni aşçılık pozisyonuna.
Bulgur pilavından sonra da sebzeli türlüyü yaptım, bu sefer de türlünün içine hiç tuz atmadım:)) Tuzsuz türlüyü de yiyemedi tabii ki babam:)) Aslında yemeklere tuz değil de direkt limon eklesem mi diye düşünmeden edemiyorum. Kızarttığım patateslere çok uzun zamandan beri tuz eklemem. Patates dilimlerini kıyılmış sarımsak, karabiber, kırmızıbiber, limon suyuyla ve kabuğuyla karıştırıp öyle kızartırım. İlk önceleri böyle kızartmanın tadını garipsedim ama sonradan alıştım. Demek ki tuz kullanmadan da patates kızartmasından tat alabiliyordum. Diğer yemeklerde de uygulayabilirdim tuz atmama kuralını.

Yemek yapımı bitince çok daha fazla bulaşık çıkınca iyice korktum. Annem sultanın değerini daha fazla anladım. Yemek yapmak, yemekten sonra bulaşıklarla uğraşmak zor işmiş gerçekten.
Yemek faslından sonra temizliği de aradan çıkarayım dedim. Evdeki halıların üstü birazcık(!) kirlenmişti. Bizim evde çekirdek, fıstık gibi kabuklu yiyecekler biraz fazla tüketilir. Tüketilen çekirdeğin, fıstığın kabukları da halıya dökülür çoğu zaman.

Elektrikli süpürgeyle alayım dedim halıyı. Baktım ki makinenin çekim gücü azalmış. Büyük ihtimalle torbası dolmuştu. Annem olsa kullandığı eşyaların dilinden anlardı ama ben onlara yabancıydım. Başlarım elektrikli süpürgeye deyip de odadaki halıyı sardım, sardığım halıyı da balkona çıkardım. Balkon duvarından sallandırdım halıyı. Elime aldığım oklavayla başladım tozunu çırpmaya. İlk başta gayet de güzel toz çıkıyordu ama sonra ne olduysa oklava kırılıverdi:))

Kanıtları ortadan kaldırdım ve hiçbir şey olmamış gibi temizliğe devam ettim. Bu sefer akıllılık edip daha kalın bir sopayla halıyı çırptım. Gayet de güzel toz çıktı, elektrikli süpürgenin sesinden de kurtulmuş oldum böylece.

Mobilyaların, kapıların tozunu falan almayı düşünüyordum ilkin ama sonra vazgeçtim. Belli mi olur, temizlik malzemelerinin ölçüsünü fazla kaçırırım falan, bu sefer de mobilyalara zarar veririm. Oklava gibi kolayca da kurtulamam mobilyalardan.

Bana göre eğlenceli, anneme göre kabus olan yemek yapma maceramı böylece bitirdim. İşlerimin yoğunlaştığı şu zamanlarda böylesine eğlenceli, küçük kaçamaklara ihtiyacım var gerçekten.

Yazımı sonlandırmadan önce her zamanki gibi ekip arkadaşlarıma çalışmalarından dolayı çok teşekkür ediyorum. Bir başka yazıda görüşmek üzere deyip günceldeki projeleri keyifle okuyacağım.

Yagami



Philosophia 3
(Çeviri: Susano'o Düzenleme: Zeze)

Hidamari ga Kikoeru Ekstra 1-2
(Çeviri: Shizu Düzenleme: Worless)

Challengers 11-12
(Çeviri: Yankami Düzenleme: Worless)

At the End of the Road 38
(Çeviri: Yankami Düzenleme: Worless)

Out of Control 59-60
(Çeviri: Blondie Düzenleme: Willjace)

Haru wo Daiteita Alive 10
(Çeviri: Blondie Düzenleme: Zeze)

Omoi no Kakera Ekstra - Pieces
(Çeviri: Shinkaron Düzenleme: Willjace)

Citrus 27-28
(Çeviri: Shinkaron Düzenleme: Willjace)

The Priest’s Chart 13-14-15
(Çeviri: Blondie Düzenleme: Zeze)

Magan&Danai 19
(Çeviri: Shinkaron Düzenleme: Zeze)

* Günceli buradan indirebilirsiniz.

Duyuru Köşesi

Devam eden serileri aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

Mega

Eski serileri aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

Torrent

Yakın zamanda tamamlanan serileri aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

Mega