Oh Yeah Baby

15 AĞUSTOS SALI

 

Merhaba HF sitesindeki yoldaşlarım.

Bu yazımda size bu sene yaşamış olduğum şeylerden birazcık bahsedeceğim. Foruma girenler bu sene liseyi bitirip üniversite sınavına girdiğimi bilirler zaten. Sırf bu sınavlar için 1.5 yıldır anime bile izlemiyordum. En başından başlamak gerekirse herkesin benim için farklı bir hedefi vardı. Annem öğretmenlik, babam tıp, abim de mimarlık istiyordu. Tabii bu sadece çekirdek ailedekiler. Çevremdeki herkesin farklı bir ideali vardı benim için. Ama benim istediğim şey animasyondu. Animasyon okumak istiyordum. İnanır mısınız böyle dediğim zaman bazıları "Otellerde dans mı edeceksin?" diye soruyordu. Onları da suçlayamam çoğu kişinin animatör deyince anladığı şey bu.

11. sınıftan itibaren sosyal yaşamım kalmadı diyebilirim. Tek yaptığım şey dersti. Sınavlara hazırlanmak, test çözmek... Bir de istediğim bölüm yetenek sınavıyla aldığı için resim kursuna gidiyordum. Güzel sanatlarda okumadığım için resim konusunda çoğu kişinin gerisindeydim. Yine de vazgeçemediğim bir hayalim vardı işte.

Bu sıkıcı dönemde günler hemen hemen aynı geçti. Zaman bazen hızlı bazen de yavaş aktı. Okulun sonlarındaki mezuniyet hazırlıkları ve mezuniyet partisi kafamı kitaplardan kaldırıp eğlenmemi sağladı. Benim gibi uyuşuk biri bile bara gittiğinde dans edebiliyormuş onu öğrendim bahaneyle.

YGS günü gelip çattığında hafif heyecanım olsa da rahattım. Sıralamamı genel olarak tahmin ediyordum ve ettiğim gibi de çıktı. LYS'ler de aynı şekilde rahattı. Tek farkı son LYS'den sonra vejetaryen olmamdı herhalde. Zaten YGS ve LYS için okulda durmadan denemeler yaptığımız için sınavların tüm heyacanı bende kaybolmuştu. Bazılarına tam tersi etki yapsa da bende öyleydi.

Benim asıl heyecanlandığım yetenek sınavıydı. Çizimim kötü olmasa da oldukça yetersizdi çünkü. Ben resime çalışırken ailem çoktan hem yetenek sınavlarına gireceğim şehirler hem de kendi tatilleri için plan oluşturmuştu. Bu planlar doğrultusunda bavul hazırlıklarına başladık. Araya bir yere doğum günümü de sıkıştırdık. Hafif heyecan ve tatil sevinciyle bavullarımızın hazırlıklarını yeni bitirmişken babaannem hastaneye kaldırıldı. Aynı gün içerisinde vefat etti.

Tatil planlarımız bir anda cenaze planlamasına dönüşmüştü. Benim de düşüncelerim her iki sınavdan sıyrılıp babaanemle dolup taşmıştı tabii. Ve ben farkında dahi olmadan ilk sınava üç gün kalmıştı. Annemle babam hala cenazeyle uğraştıklarından ilk sınavıma abimle beraber gittim. Yanılmıyorsam otobüsle 14 saat gibi bir sürede sınavın olduğu şehre ulaştık. Şanslıydık ki orada tanıdıklarımız vardı. Bizi evlerinde birkaç gün misafir ettiler. Oldukça saldırgan kedileriyle başta pek anlaşamasam da sonra sıkı fıkı olduk. O tatlı şeyi çok özledim. Akşamları karasal iklim soğuk olduğundan gelip kucağımda uyuyordu. Öyle tatlıydı ki.

Ve tekrar başka bir sınav günü gelip çattı. Sınavdan çıktıktan sonra iyi geçtiğini düşündüm. Kötü bir çizim yapmamıştım ve zamanında tamamlamıştım. Her şey mükemmeldi yani. Babamla annem de sonradan bize katıldılar. Ekstra olarak kuzenimi de getirmişlerdi. Kuzenim de benimle bir YGS ve LYS'ye girmişti zaten. Gerçi benim aksime o oldukça panik bir insandı. LYS ve YGS onu çok ağlatmıştı. Yani bir tatil ona da iyi gelecekti.

Ardından hep beraber İzmir'e teyzemin yanına gittik. Manisa ziyareti yaptığımız bir zamanda yetenek sınavında başarız olduğumu öğrenip ilk kez tanıştığım insanların önünde zırladım diyebilirim. Bana asıl etkisini vuran oydu yani. Birkaç gün boyunca düşündükçe ağladım durdum. İkinci sınav için de tüm motivasyonum kaçmıştı. Acıların kadını gibiydim kısacası. Zombi gibi ortalıkta dolanıp durdum.

Ağlamaklı hallerimi İzmir'de en büyük AVM'lerde gezerek, Foça'da denize girerek filan bir şekilde geçirdim. Yani kırk yılda bir İzmir'e gidiyordum sonuçta. Kendimi ikinci sınav için ümitlendirmeye çalıştım.

İzmir'de günler normalden daha çabuk geçtiğinden ikinci sınav daha hızlı gelmişti. Tekrar yola koyulduk. Tekrar heyecanla sınava girdim. Ama bu sefer bir fark vardı ki orada bir kızı tanıma imkanım olmuştu. Kızın resimde ülke çapında birçok birinciliği varmış, buna rağmen başvurduğu her üniversiteyi kaybetmiş. LYS'ye girmediğinden de ikinci bir tercihi yokmuş. İşte o zaman şanslı olduğumu anladım. O kızın gerçekten bir yer kazanmış olmasını umuyorum. Babamla annem ben sınavdayken birçok veliyle konuştuklarından sınava girenlerin çoğunun öyle olduğunu söyledi. Kısaca benim durumum öyle abarttığım kadar fena değildi.

O sınavdan da çıktıktan sonra bu sefer benim doğmuş olduğum şehire tatile gittik. Ailem bir tanıdıklarının yanında kalırken ben çok nadir görebildiğim sevgili süt kardeşimin yanında kaldım. Zaten kafalarımız fazlasıyla hatta anormal derecede fazla uyuştuğundan beraber eğlendik. Tüm günlerimizi uyuyarak ve anime izleyerek geçirdik. Tatilin en eğlenceli kısmıydı galiba.

Tatil bitip kendi şehrimize döndüğümüzde ikinci sınavı da kaybettiğimi öğrendim. Bu sefer ağlamasam da içimi bir üzüntü kaplamıştı. Yine dediğim gibi diğerlerinin durumunu öğrendikten sonra çok şanslı olduğumu düşünüyordum.

LYS sonuçları açıklandığında annemin istediği bölümü kazandım ama bölümü okurken seneye yine animasyon sınavlarına hazırlanacağım. Sınav sonuçlarının açıklanmasıyla sınıf grupları hemen coşmuştu. Amerika'da tıp kazanan bir arkadaşım vardı, onun adına çok sevindim. Ve enteresan bir şekilde onu düşününce ben de gururlanıyorum. Yetenek sınavını kaybettiğimi öğrenince sınıfımdan beni neşelendirmeye çalışan tek kişiydi. Mezuna kalmış da birçok kişi vardı bizim sınıftan. Hemen dersane ve özel ders alabilecekleri yerleri aramaya başladılar. Kuzenim de istediği bölümü kazandı.

En sonunda rahatladım herhalde derken kayıt telaşı başladı her yerde. Ben internet üzerinden hemen kaydolmayı başarmış olsam da arkadaşlarımın bazıları şifre sorunu yaşamış. Bu arada baş sağlığı için bize uğrayanlar da oldu tabii. Şu an biraz rahatlayabildim. Bu sene gerçekten yoğundu. Tatilde en çok duyduğum soru ise "Sucuk da mı yemiyorsun?" oldu. Sanırsam sucuk toplumumuza göre et değil.

Baya uzun yazmışım anlaşılan. Umarım sizi baymamışımdır. Şimdilik bu kadar ama umarım başka bir güncel yazısında yine görüşürüz. Sağlıcakla kalın.

Turtlez1

 


At the End of the Road 46
(Çeviri: Yankami Düzenleme: Worless)

What Does the Fox Say 89
(Çeviri: Susano'o Düzenleme: Worless)

Killing Stalking 31
(Çeviri: Abby Düzenleme: Kedi Kesen Çatlak Fare & Willjace)

Hey, Your Cat Ears are Showing! 29-29.5
(Çeviri: Shinkaron Düzenleme: Zeze)

* Ağustos ayı güncellemelerine buradan ulaşabilirsiniz.

 


 

11 AĞUSTOS CUMA

Netsuzou TRap 6
(Çeviri: Susano'o Kodlama & Karaoke: Shinkaron)

Puchitto Hajiketa 01
(Çeviri: Sebastian Düzenleme: Zeze Temizleme: Willjace)

Citrus 30
(Çeviri: Shinkaron Düzenleme: Willjace)

* Ağustos ayı güncellemelerine buradan ulaşabilirsiniz.

Duyuru Köşesi

Devam eden serileri aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

Mega

Eski serileri aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

Torrent

Yakın zamanda tamamlanan serileri aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

Mega

Genel Anket

Herhangi bir çeviri grubuna dahil misiniz?